Hakan SUNGUR
Makine Y. Müh.
TekoTek Kesici Takımlar Ltd.
hsungur@tekotek.com.tr
Giriş:
Metal Enjeksiyon
Kalıplama (MIM-Metal Injection Moulding) Teknolojisinde mühendisler metal ve plastik
bağlayıcıların karışım formülünü keşfettiklerinde ve karışım malzemenin kendini
çekme özelliğini yönetmeye başladıklarında adeta birer büyücüye dönüşüyorlar:
Onlar artık çok hassas toleranslara sahip MIM parçaları üretebilir, aynı
malzemeden farklı büyüklüklerde ya da farklı malzemelerden aynı büyüklükte
ürünler elde edebilirler. Ve bunların hepsini tek bir kalıp seti ile
yapabilirler. Daha da ötesi; kalıp setleri işleme hataları içerse dahi bunu
başarabilirler…
Metal Enjeksiyon Kalıplama
ya da literatürde bilinen adıyla MIM teknolojisi özet olarak şu aşamalardan
meydana gelmektedir: Metal tozları sıcak olarak organik bağlayıcılarla
karıştırılır. Homojen ve uniform olarak elde edilen karışım soğutularak
granülize edilir. Belli bir granül büyüklüğüne sahip malzeme enjeksiyon
preslerinde kullanılır. Enjeksiyon işlemi ile “Yeşil Parça” adı verilen, metal
ve plastik bağlayıcının bir arada bulunduğu ve henüz herhangi bir metalik
bağlantı içermeyen, parçalar çekme payları da dikkate alınarak istenilen
geometri ve biçimde şekillendirilir. Daha sonra bağlayıcı plastik maddeler
yapıdan dikkatli bir şekilde uzaklaştırılır. Ayrıştırma adı verilen bu işlem
iki aşamada gerçekleştirilir: Kimyasal ayrıştırma işleminde yağlar organik bir
çözücü içerisinde (solvent) eritilmek suretiyle yapıdan çıkarılır. Termal
ayrıştırma işleminde ise termo-plastik maddeler düşük sıcaklıktaki
ön-sinterleme fırınlarında yakılmak suretiyle bertaraf edilir. Bu aşamada elde
edilen parçaya “Kahverengi Parça” denmektedir. Bir sonraki adımda parçalar
sinterlenerek istenilen ölçü, yoğunluk ve mekanik özelliklere uygun şekilde
katılaştırılır. Sinterlenerek artık metal halini almış parçalara talaş kaldırma
işlemleri (kesme, delme, diş çekme, taşlama vs.), ısıl işlemler (sertleştirme,
menevişleme, yaşlandırma vb.) ve yüzey işlemleri (kaplama, karartma, boyama
vs.) uygulanabilir.
MIM, özellikle
kompleks şekilli, mikro-hassas ve göreceli olarak küçük parçaların elektronik,
havacılık, el aletleri, ateşli silahlar, tıp, otomotiv ve diğer endüstriler
için ekonomik biçimde ve seri bir şekilde üretilmesine imkan tanıyan bir
yöntemdir. Mikromotorlar, aktivatörler, sensörler, ısı eşanjörleri, filtreler,
mikrovalfler ve pompalar, medikal enstrumanlar, biomedikal implant parçaları ve
benzerleri bazı uygulama alanlarına ait örneklerdir.
Fırsatların bulunduğu
diğer bir alan da kitle üretimi gerektiren tüketim mallarıdır. Teknolojinin
eksponansiyel olarak gelişmesi ve dünya pazarlarının globalleşmesi bilgisayar,
cep telefonu, saat ve elektronik endüstrisinin sayısız çeşitteki maharetli
aletlerini üreten firmalarını kıyasıya rekabet etmeye zorlamaktadır.
Üreticiler, giderek daha eğitimli hale gelen ve ince detayları farkedebilen
tüketici toplumu karşısında ayakta kalabilmek için hızlı hareket etmek ve
ürünlerinin dizaynlarını sürekli geliştirmek zorunda kalmaktadır. Ayrıca sadece
teknolojideki hızlı değişime ayak uydurmakla yetinmeyip, çok daha fazla
fonksiyonelliğe ve estetik çekiciliğe sahip yeni ürünler pazara sunmaktadırlar
(örneğin farklı şekiller ve boyutlar, değişik malzemeler ve çeşitli renk ve
özellikte yüzey görünümleri).

Şekil.1 – MIM ile Üretilmiş 316L Paslanmaz Çelikten Kilit Silindir Yuvası
Tüm bunların bir
sonucu olarak tüketim mallarının ekonomik ömrü gittikçe kısalmaktadır. Saat,
bilgisayar, cep telefonu gibi ürünlerde bu süre 6 aya kadar düşmüştür. Eskimiş
ürünlerin yerine yenilerini sunmak kalıp imalatına sürekli ve büyük bir yatırım
yapmayı gerektirmektedir. Hammadde ise pahalı ve bulması zor bir kaynaktır.
Talaşlı imalat özellikle küçük boyutlu ve hassas parçalar sözkonusu olduğunda
zor ve maliyetli bir yöntemdir. Yüksek bozuk oranı ve geri dönüşüm güçlüğü
dezavantaj teşkil etmektedir. Bu noktada MIM teknolojisinin göreceli olarak
düşük sermaye ihtiyacı (basit olarak bir plastik enjeksiyon imalat atölyesinin
gerektirdiği kadar) küçük ve hassas parçaların üretimi konusunda bu metodu
çekici kılmaktadır, hatta tavsiye edilmektedir. MIM’in ikincil işlem
gerektirmeyen (veya çok az gerektiren) bitmiş parça çıkarabilme kabiliyeti,
talaşlı imalata yapılacak makine ve takım yatırımlarını ortadan kaldıracağı
gibi, talaşlı işlem maliyetlerini de azaltacaktır. Kullanılan malzemenin
neredeyse %100’ünden faydalanılması çevresel etkiler açısından da en az (veya
hiç) malzeme ziyanı ve kirletici atık çıkmaması nedeniyle tercih edilmektedir.
MIM parçalar genellikle malzeme özellikleri, yüzey kaliteleri, imalat
toleransları ve seri üretime yatkınlıkları bakımından üstün nitelikler
göstermektedir.
MIM, yeni kalıp
maliyetlerinin azaltılması veya mevcut kalıpların yeni ürünlere adapte edilmek
suretiyle fonksiyonelliklerinin uzatılması konusunda da avantajlara sahiptir.
Kuşkusuz bu durum, tek bir kalıp seti kullanarak aynı malzemeden boyutları
farklı ürünlerin elde edilebilmesi suretiyle sağlanabilecektir. Hatta aynı
kalıp setinin farklı malzemelerden ancak birbirinin aynı parçaların üretilebilmesi
için kullanılması faydayı daha da arttıracaktır. Örneğin plastik bir saat
gövdesi üretmek için dizayn edilmiş bir kalıp seti, farklı büyüklüklerde
paslanmaz çelik gövdeler imal etmek için de kullanılabilmektedir (genç modeli,
bayan ya da çocuk modelleri vs. gibi). Bu kalıp seti aynı zamanda farklı
malzemelerden ancak aynı ölçülerde saat gövdesi imal etmek için de
kullanılabilir (paslanmaz çelik, sert maden, titanyum, zirkonyum vs. gibi).
|
|
|
|
Şekil.2 – MIM
prosesi özellikle küçük parçaların seri imalatına uygundur. Bilgisayar
harddisk komponentleri örneklerden sadece biridir. |
|
MIM prosesi hep böyle
avantajlar ve fırsatlar sunan bir teknoloji midir? Ne yazık ki hayır. Tüm diğer
teknolojiler gibi MIM de kendine özgü problemler taşımaktadır. MIM prosesinin
başlıca karakteristiği sinterleme esnasında parçalarda meydana gelen yüksek
miktardaki kendini çekme (büzülme) olayıdır. Yeşil parçalar içerisindeki yüksek
orandaki organik bağlayıcı (hacimsel olarak % 40-60), kimyasal ve termal
ayrıştırma işlemleri sonucunda yapıdan çıkarıldığında, işgal ettikleri yerler
açık por (boşluk) haline dönüşür. Daha sonra sinterleme esnasında bu porlar
kapanarak, parça yoğunluğu teorik malzeme yoğunluğunun %96’sına ulaşır. Eğer
sinterleme sonrası HIP (Hot Isostatic Pressing) uygulanırsa yoğunluk %99,8 ‘e
kadar yükselebilir. Sinterleme esnasındaki bu kendini çekme tek boyutta lineer
olarak % 15-25 arasındadır. Bu değerler diğer imalat metodlarında pek de
duyulmamış bir özelliktir (belki sadece sert maden-cemented tungsten carbur,
üretiminde görülebilir). İşte yüksek oranlı bu kendini çekme MIM’in en büyük
avantajını oluşturur: Kalıp kaviteleri bitmiş parçaya göre daha büyük yapılır
ve sinterleme sonrasında parçalar küçülerek istenen ölçüler elde edilir.
Parçaların verilen toleranslar içerisinde imal edilebilmesi için kendini çekme
oranının çok hassas bir şekilde belirlenmesi ve kalıp imalatında göz önüne
alınması gerekmektedir. Fakat bu söylenildiği kadar kolay değildir.

Şekil.3 – Çelik saat kayışlarına ait komponentlerin MIM dışında başka bir
imalat metodu ile ekonomik şekilde üretilmesi mümkün değildir.
Her bir hammadde
(karışım), ister MIM parça üreticisi tarafından hazırlansın ister ticari olarak
hammadde satıcılarından hazır alınsın kendi “gerçek büzülme faktörüne”
sahiptir. Bu nedenle MIM teknolojisindeki ilk adım karışımın kendini çekme
oranını mümkün olduğunca doğru ve hassas olarak tesbit etmektir. Eğer karışım
MIM parça üreticisi tarafından hazırlanmışsa, bilinen gerçek büzülme faktörünün
hassasiyeti ve bunun bir şarjdan diğerine sürekli olarak aynı değerde
sağlanabilmesi (standart sapma değeri ile ölçülmektedir), formül hazırlayıcının
proses tekniğine, üretim şartlarına, metroloji standartlarına ve firmanın kendi
deneyimlerine bağlıdır. MIM parça üreticilerine ticari olarak hammadde temin
eden firmalar da kendi karışımlarına ait büzülme faktörünü (çoğunlukla
silindirik metal test çubukları kullanarak) belirlerler. Yine karışımın büzülme
faktörünün hassasiyeti formül hazırlayıcının proses tekniğine, üretim
şartlarına, metroloji standartlarına ve firmanın kendi deneyimlerine bağlıdır.
Sadece bu kez karışımın son kullanıcısı değişkenler üzerinde kontrola sahip
değildir.
Hazır karışım satın
alan bir firma, çoğu kez hammadde üreticisi tarafından verilen büzülme
faktörünün doğruluğunu kontrol edecek zamana sahip değildir (sahip de
olmamalıdır). Hele bu faktörün bir şarjdan diğerine aynı hassasiyetle sağlanıp
sağlanmadığını hiç takip etmeyecektir. Bunun yerine, karışım satın alan firma
kalıphanesine güvenmekte ve oraya yatırım yapmaktadır. Çünkü kalıphane
yatırımlarının ölçülmesi daha kolaydır ve sürekli takip edilebilecek bir
büyüklüktür.
|
Sinterlemedeki Sürpriz: Gelin 1 gr paslanmaz
çelik tozunu sinterleyelim. Toz çapı d=10 mikron olan küresel taneciklerden
meydana gelsin ve yoğunluğu ?=7.8 gr/cm3 olsun. Bu taneciklerin tıpkı bir
tesbihteki boncuklar gibi birbirine değecek şekilde yanyana ve üstüste
dizildiğini varsayalım. Çelik tozunu ısıtmaya başladığımızda sıcaklığın
yeterince yükselmesiyle birlikte taneciklerin merkezleri arasındaki uzaklığın
küçüldüğünü ve birbirleri ile kaynaştıklarını (sinterlendiklerini) görürüz.
Eğer sıcaklık arttırılmaya devam edilir ve tanecikler arasındaki sürtünme
ihmal edilirse, sonuçta tek bir paslanmaz çelik küre tanesi elde edilir. Bu
tanenin çapı aşağıdaki formülle hesaplanır:
D aynı zamanda ideal
sinterlenme ölçüsüdür ve taneciklerin arasındaki boşlukların tamamen
kapandığı durumu göstermektedir. Buraya kadar herşey normal gözükmektedir
değil mi? Ancak gelin bir de başlangıçtaki tesbihimizin uzunluğunu
hesaplayalım:
Bu hesaplama sinterleme
esnasında meydana gelen inanılmaz kendini çekme özelliğini eğlenceli bir
biçimde ortaya koymaktadır. Formüllerden de görüleceği gibi kendini çekme
(büzülme) miktarı partikül büyüklüğüne bağlı değildir. Bu nedenle MIM
teknolojisinde yeşil parçaların bünyelerindeki plastik bağlayıcıların tane
büyüklüğü büzülmeyi etkilemez. Tek önemli faktör hammadde (karışım)
içerisindeki hacimsel doluluk oranıdır. |
Bir sonraki aşama
kalıp setinin oluşturulmasıdır. Kalıp dizaynı ve yapısının MIM’e özel olmasının
haricinde kalıp imalatı hemen hemen tüm yönleriyle plastik enjeksiyon
kalıplarına
benzemektedir. Bu
nedenle günümüzde tüm MIM kalıpları, plastik enjeksiyon kalıp üretimi konusunda
eğitimli ve tecrübe sahibi olan profesyonel kişiler tarafından imal edilebilmektedir.
Tabi ki bu kişilerin MIM konusunda ilave eğitim ve pratik yapmaları da
gerekecektir. Bu ilave eğitimlerin en can alıcı kısmı, MIM teknolojisindeki
büyük miktardaki kendini çekme (büzülme) faktörünün kalıp setine
yansıtılmasıdır. MIM konusuna yeni giren bir plastik kalıp imalatçısına nihai
parçanın resmi verildikten sonra, “parçanın tüm ölçülerini %20 büyüterek kalıp
setini imal et” dendiğinde, yüzündeki hayret ve şaşkınlık dolu ifadeleri
gözlemlemek her zaman eğlenceli olmaktadır.
İdeal durumda sinterleme
esnasındaki büzülme oranının hassas bir biçimde bilindiği ve sabit kaldığı
kabul edilse bile (ki bu, gerçekte çok nadir rastlanan bir durumdur), kalıp
imalatçısı sadece belli bir yaklaşıklıkla kendisine verilen şekli kalıba
işleyebilmektedir. Parça şekli nasıl olursa olsun veya parça teknik resmi hiç
hata içermese dahi kalıp seti kaçınılmaz bir biçimde, kalıp imalatçısının
tarzına, bilgi ve deneyimlerine bağlı olarak işleme hatalarına sahip olacaktır.
Kuşkusuz kalıp imalatçısının MIM konusundaki eğitim ve tecrübesi ne kadar fazla
ise, kalıp setindeki işleme hatalarının büyüklüğü o kadar az olacaktır. Özetle
her kalıp seti tıpkı bir parmak izi gibi kendine özel işleme hatalarına
sahiptir. İşleme hatalarına hammaddenin büzülme faktörünün belirlenmesinden
kaynaklanan hatalar da eklenince “toplam hata” bulunmuş olur. Bu toplam hata
her kalıp seti için farklıdır, hatta aynı kalıp seti içerisindeki her bir
kavite için birbirinden farklıdır.
Sonuçta; en iyi ihtimalle
kalıp setindeki toplam hata bitmiş parça toleranslarından daha küçükse MIM
parça uygun biçimde üretilebilir. Diğer tüm durumlarda en azından üretim
partisinin bir bölümü, istenen spesifikasyonların dışına çıkılmış olacağından
reddedilecek veya hurdaya ayrılacaktır. Hazır hammadde kullanan ve hammadde
imalatçısının verdiği kendini çekme faktörünün doğruluğuna güvenen MIM parça
üreticileri için, bu durum kalıp setinin ilave işlemelerle tashih edilmesi
anlamına gelmektedir. Diğer bir çözüm de sinterlenmiş MIM parçaların talaşlı
imalat metodlarıyla yeniden işlemeye tabi tutulmasıdır. Tabi ki bu halde de MIM
teknolojisinin ekonomik olma avantajı ortadan kalkacakır.
|
|
|
|
Şekil.4 – Hassas ve karmaşık şekilli mini boyutlu MIM parçalar |
|
Diğer taraftan kalıp
setinin tashih edilmesi işlemi oldukça riskli bir prosestir. Kalıp imalatçısı
için revizyon işlemine ait toleransların çok dar olması kalıbı daha da kötü
hale getirebilir. Çoğu durumda düzeltme pasoları tehlikeli bir biçimde
birbirini izler ve en kötü durumda kalıp seti komple kullanılamaz hale gelir.
Konuyu daha iyi açıklayabilmek için gerçek hayattan alınma bir olayı
inceleyelim ve konunun başında değindiğimiz paslanmaz çelik saat gövdesi imal
etmek için hazırlanan MIM kalıp setini ele alalım:
Hata için çok az pay
var!
Ticari olarak hazır
hammadde kullanmaktayız ve üretici tarafından kendini çekme faktörü
K=1.176±0.004 olarak verilmektedir. Bunun doğru olduğunu kabul ettiğimizde
büzülme faktörü 1.172 ila 1.180 arasında demektir. Şimdi kalıp imalatçımıza
kalıp setini imal etmesi için kritik ölçülerden birini –örneğin saat gövdesinin
çapını, D=32.00±0.05 mm olarak verelim. Buna göre hedeflenen kalıp kavitesinin
çapı Dt=32mm*1.176 = 37.632 mm olacaktır. Kalıp imalatçıları mikron ile
çalışmamaktadırlar, hatta yüzdelikli (milimetrenin yüzde biri) değerler bile
kalıpçılıkta çok hassas kabul edilmektedir. Aksi halde kalıp imalatçıları kısa
sürede iflas ederler. Bizim olayımızda kalıpçımıza biraz avans verelim ve onun
MIM kalıp imalatında yeterince eğitimli ve tecrübeli olduğunu kabul ederek,
kalıbı
-0.032 mm toleransla
imal edebileceğini kabul edelim. Bu halde gerçek kalıp kavitesinin ölçüsü
Dg=37.632-0.032 = 37.600 mm olacaktır.
Şimdi gerçek büzülme
faktörünün 1.178 olduğu durumda kalıptan çıkacak parça ölçülerine bakalım:
Sinter sonrası gövde çapı D1=37.600/1.178 = 31.918 mm olacaktır. Ne oldu? Bozuk
bir parça ürettik. Hadi gelin, kendimizi çok şanslı kabul edelim ve kalıp
imalatçımızın hiç bir işleme hatası yapmadan kalıbı tam istediğimiz ölçüde
yaptığını varsayalım. Bu halde sinter sonrası parça çapı D2=37.632/1.178 =
31.946 mm olacaktır. Hala bozuk parça üretmekteyiz.
Saat gövdesi imalatı
orta seviyede hassas kabul edilebilecek bir parçadır. Yukarıdaki
hesaplamalardan da anlaşılacağı gibi istenilen toleranslar içerisinde parça
üretmek için kalıptaki işleme hataları sıfır bile olsa, ihtiyacımız olan şey
büzülme faktörü 1.176±0.00184 olan bir hammaddedir. Paslanmaz çelik hammadde
için verilen 1.176±0.004 büzülme faktörü ağırlık olarak; karışıma konacak 1000
gr paslanmaz çelik tozu için 0,75 gr hata payı içerdiği anlamına gelmektedir.
Bu halde bile saat gövdesi olayımızda istenilen toleranslara erişmede yetersiz
kalmaktadır.
Ticari hammadde
üreticileri eczacı değillerdir. Küçük miktarlarda ve hemen hemen hiç hata payı
olmayan karışımlar üretmezler. Daha da ötesi ürün boyutları küçüldükçe hata
için marjlar da küçülür ve imalat toleransları daha sıkı hale gelir. Örneğin
mikro-hassas bir parça üzerindeki 0.050 mm’lik bir ölçü için verilen ±0.005
mm’lik bir tolerans normal kabul edilebilir. Ancak dünyadaki en iyi kalıp
imalatçısı dahi bu değerleri yakalayamayacaktır. O halde çözüm nedir? Önceden
hazırlanmış bir hammaddenin büzülme oranını kontrol etmek ve ayarlayabilmek ya
da yeni bir hammadde hazırlarken istenilen büzülme oranını hassas ve sürekli
bir şekilde karışıma uygulayabilmek bu nedenle büyük bir ekonomik fayda
sağlamaktadır. Aslında bu, çok hassas toleranslara sahip gelişmiş mikro
parçaların imal edilebilmesi için bir önşarttır.
Temel kural oldukça
basittir: Karışımın içerisindeki hacimsel doluluk oranını değiştirmek suretiyle
büzülme faktörü ayarlanabilir. Karışımın içerisindeki metal veya seramik tozu miktarı
arttırıldıkça (başka deyişle bağlayıcı miktarı azaltıldıkça) büzülme oranı
düşer. Tersi durumda da artar.
|
|
|
|
Şekil.5 – MIM yöntemiyle imal edilmiş bir traş bıçağı kafası
büyük bir parça değildir, ancak hassas olmak zorundadır (solda). Hidrolik
konnektör (sağda) ise 0.9 mm çapında bir deliğe ve 0.2 mm et kalınlığına
sahiptir. |
|
Bununla birlikte
gerçek hayatta durum; “daha fazla büzülme için bağlayıcı ekle, daha az büzülme
için toz (metal, seramik) ekle” kadar basit değildir, biraz daha karmaşıktır. Herşeyden
önce karışımın kompozisyonu hassas bir şekilde bilinmelidir ki gerekli
değişikliklerin ne şekilde yapılabileceği tesbit edilebilsin. Bu ticari olarak
satılan ve kullanılmaya hazır karışımlar için imkansızdır. Zira genelde karışım
(hammadde) kompozisyonları ticari bir sır olarak saklanır.
Karışımın
kompozisyonunu değiştirmek!
Hammadde içerisinde
bulunan bağlayıcılar, reçine, mum, plastik hamuru, yüzey kayganlaştırıcı,
çeşitli dolgu maddeleri ve ayrıştırma işlemi için gerekli diğer bazı organik
malzemelerin kompleks bir şekilde birleştirilmesiyle oluşturulmaktadır. Her bir
katkı maddesi bağlayıcıya spesifik bir özellik kazandırmaktadır ve bunların
bileşkesi bağlayıcının toplam özelliğini teşkil etmektedir. Bağlayıcının toplam
özelliği de sonuçta elde edilecek hammaddeyi etkilemekte ve onun stabilite,
çekme mukavemeti, uzama, viskozite vs. gibi niteliklerine katkıda
bulunmaktadır. Kolayca anlaşılacağı gibi, eğer elimizdeki yüksek oranda toz
içeren bir hammaddeye ait büzülme faktörünü düşürmek istersek, bağlayıcı
içerisindeki katkı maddelerine ilave yaparız. Örneğin enjeksiyon sıcaklığında
hammaddenin viskozitesini düşürecek ve yağlama kabiliyetini arttıracak katkı
maddeleri parçanın kalıplanmasına fayda sağlayacaktır. Benzer biçimde
enjeksiyon işlemi sırasında viskozitesi düşük olan bir hammaddeye ait büzülme
faktörünü arttırmak istersek, viskoziteyi yükselten katkı maddelerini karışıma
ilave ederiz. Alternatif olarak, farklı morfolojideki dolgu maddeleri de aynı
sonucu elde etmek için kullanılabilmektedir.
Bu nedenle ister
büzülme faktörünü düşürmek için dolgu malzemesi katılsın, ister arttırmak için
bağlayıcı ilave edilsin, karışımın kompozisyonu istenilen özelliklerin
kazandırılması amacıyla değiştirilebilir. Ancak neticede, mevcut karışımın
kompozisyonu bir kez modifiye edildi mi, o karışım artık yeni bir hammadde
olmuştur ve özellikleri optimize edilmelidir.
MIM teknolojisinde
mühendisler metal tozu ve plastik bağlayıcıların karışım formülünü
keşfettiklerinde ve karışım malzemenin kendini çekme özelliğini yönetmeye
başladıklarında adeta birer büyücüye dönüşüyorlar: Onlar artık çok hassas
toleranslara sahip MIM parçaları üretebilir, aynı malzemeden farklı
büyüklüklerde ya da farklı malzemelerden aynı büyüklükte ürünler elde
edebilirler. Ve bunların hepsini tek bir kalıp seti ile yapabilirler. Daha da
ötesi; kalıp setleri işleme hataları içerse dahi bunu başarabilirler.

Şekil.6 – Nikel alaşımından MIM yöntemiyle imal edilmiş bir türbin çarkı
İşte MIM
büyücülerinin ilk sırrı: “Kalıp işleme hataları düzeltilebilir.” Bir önceki saat
gövdesi örneğimize geri dönelim: 32.00 mm olması istenen gövde çapı 31.918 mm
gelmekte ve hammadde üreticisi tarafından 1.176 olarak verilen büzülme
faktörünün de gerçekte K=1.178 olduğunu tesbit etmiştik. Tabi bu arada
kalıbımızı da imal etmiştik. Şimdi toleranslar içerisinde kalacak saat gövdesi
imal etmek için karışımın büzülme faktörünü değiştirmemiz gerekmektedir. Olması
gereken faktör K=37.60/32.00 = 1.175 dir. Görüldüğü gibi daha az büzülmeye
ihtiyaç olduğundan mevcut karışıma metal tozunun ilave edilmesi gereklidir.
İlave edilecek miktar karışımın orijinal kompozisyonuna bağlıdır. Bu nedenle
toz ilavesi yapılırken hammaddenin viskozitesini de koruyabilmek için eş
zamanlı olarak bağlayıcı da karışıma katılmalıdır. Bu noktada ikinci
sır da ortaya çıkmaktadır: “Çok hassas toleranslara sahip parçalar
üretilebilir.”
Karışımın formülünü
değiştirme konusunda yeterince tecrübeye sahip olan MIM üreticileri dar
toleranslara sahip parçaları imal edebilmektedirler. Kalıp işleme hatalarını bertaraf
etmek için uygulanan çözüm yöntemi, aynı şekilde hassas toleranslara ulaşmak
için de kullanılabilmektedir. Sadece bu kez, modifiye edilecek büzülme faktörü,
sinterlenmiş parçanın toleranslardan sapmasına göre hesaplanır.
Büyü işe yarıyor!
Büzülme faktörü ile
oynayabilmek, daha fazla imkanlar da sağlamaktadır. Üçüncü sır: “Aynı
kalıp seti ile farklı büyüklüklerde parçalar üretilebilir.” Kolayca anlaşılacağı
gibi büzülme faktörü ile oynayabilmek, hacimsel manada metal tozu ve
bağlayıcıların pratik limitler içerisinde karıştırılabileceği koşullarda
olabilir. Kabaca hacimsel olarak oran %35-%70 arasındadır ve bu da büzülme
faktörünün 1.41 – 1.126 arasında olabileceği anlamına gelmektedir. Böylesine
değişebilen bir kendini çekme oranıyla da oldukça farklı ölçüler elde etmek
mümkündür.
Çelik saat gövdesi
örneğimizi tekrar ele alalım. Kalıp hatasını kompanze ettiğimizi ve 32mm
çapında paslanmaz saat gövdeleri imal ettiğimizi varsayalım. Bununla beraber
yine paslanmaz çelikten ama bu kez 28 mm çapa sahip bayan modeli için de gövde
yapmak isteyelim. Bu halde büzülme faktörü K=37.60/28.00 = 1.342 olmalıdır.
Yani faktörü büyütmek için karışıma bağlayıcı ilave etmek gerekmektedir. Bu
örnek aynı kalıpla nasıl daha küçük bir parça yapılabileceğini göstermektedir.
Daha büyük bir parça yapmak da benzer biçimde büzülme faktörünü küçültmek ile
mümkün olacaktır.
|
|
|
|
Şekil.7 – MIM yöntemi ile sadece mini parçalar üretilmemektedir.
Yukarıdaki roket kanatçığı yarım kilodan fazla gelmektedir. |
|
Sıra dördüncü sırda:
“Farklı malzemelerin büzülme faktörlerini eşitlemek.” MIM hammaddesinin
kendini çekme faktörünü yönetmeye başladığınızda farklı malzemelere ait büzülme
değerlerini eşitlemek suretiyle aynı ölçülere sahip ancak farklı malzemelerden
yapılmış MIM parçlar elde edebilirsiniz. Paslanmaz çelik saat gövdesi imal
etmek için dizayn edilmiş bir kalıpla, aynı boyutta titanyum, tungsten karbür,
zirkonyum gibi farklı malzemelerden saat gövdeleri de üretilebilmektedir.
Beşinci sır;
“maliyet avantajının yakalanmasıdır.” MIM teknolojisinin sunmuş olduğu yukarıda
açıklanan imkanlar, bir çok tüketim malının imalatında kullanılacak kalıp
yatırımlarının da azaltılmasına olanak sağlamaktadır. Hele günümüzde tüketim
mallarının çok çeşitli ve ekonomik ömürlerinin kısa olduğu düşünülürse sağlanan
tasarrufun büyüklüğü daha da iyi kavranabilecektir. Diğer tarafan bilhassa
kompleks şekilli parçalarda kalıbı ürüne uydurmak yerine, ürünü kalıba uydurma
felsefesi kalıp imalatındaki yeniden işleme maliyetlerini büyük oranda
düşürmektedir. Diğer bir maliyet avantajı da kalıp ömrünün arttırılması
şeklinde ortaya çıkmaktadır. Aşınma nedeniyle kalıp ölçüleri büyüdüğünde
büzülme faktöründe yapılacak değişiklikle başlangıçtaki ölçüler yeniden elde
edileceğinden kalıbın daha uzun süre hizmet vermesi mümkün olmaktadır.
Hammaddenin büzülme
faktörünü kontrol edebilmek MIM mühendislerine altıncı bir imkan daha
tanımaktadır: “Metal veya seramik parçaların minyatürize hale getirilmesi.”
MIM prosesindeki
yüksek oranlı kendini çekme özelliği, diğer konvensiyonel imalat yöntemleriyle
üretilmesi pek de mümkün olamayan görece küçük boyutlu minyatürize parçaların
imal edilebilmesini sağlar. Sinterleme öncesi parça ölçüleri (yeşil parça
ölçüleri) nihai parça boyutlarından daha büyük olduğundan, imalat kolaylıkla
yapılabilir ve parça sinterleme sonrası kendini çekerek minyatürize hale gelir.
Bu özellik MIM mühendislerine imalatta sanki bir editör programı kullanma
avantajı sunmaktadır.
Sonuç
Görece küçük
(minyatürize), karmaşık şekilli (kompleks), dar imalat toleranslarına sahip
(hassas) parçaların, yüksek mekanik özelliklere sahip metal malzemelerden
kaliteli bir biçimde ve büyük miktarlarda üretilmesi, henüz emekleme safhasında
bulunan ancak geleceğin imalat teknolojisi olarak gösterilen Metal Enjeksiyon
Kalıplama – MIM yöntemi ile yapılmaktadır. Dizayn mühendislerine klasik imalat
metodlarının ötesinde imkanlar sunan MIM, tasarım ve üretimde sınırların
zorlanmasına neden olmaktadır.